Evrim Balıkçı

Veganizim Ve Etik Duruş
Bu konu değerlerinizle, doğrularınızla ve ilkelerinizle ilgili yani aslında hayattaki duruşunuzla ilgili. Özellikle haksızlıklara toleransınız yoksa, hayatın daha adil olmasını istiyorsanız, sorumluluktan kaçan bir insan değilseniz ve bir kere vegan yaşam tarzı karşınıza çıkmışsa işte bu noktada artık duyarsız kalamıyorsunuz. Bende de durum tam böyle oldu. 2014 yılının 14 Eylülü idi. Neden tarihi çok net hatırlıyorum birazdan anlayacaksınız. Sosyal medyada hangi arkadaşımın paylaştığını hatırlayamadığım bir video ana sayfama düşmüştü. Bu benim için önemli çünkü ona dönüp teşekkür edemedim. Video youtube’da ‘’Sizden Bir Sır Gibi SAKLANAN GERÇEKLER-James Wildman’’ başlıklıydı. Bu video o güne kadar hiç haberdar olmadığım gerçekleri önüme sermişti; Biz hayvansal gıdaları yemek tercihlerimiz arasında tuttukça, sadece yemek değil hayvanları daha pek çok alanda kaynak ve mal olarak gördükçe tüm bunların ardındaki şiddeti, sömürüyü ve ölümü nasıl da habersizce desteklediğimizi fark ettim. Her şeyi bıraktım ve internette araştırmaya giriştim, videoda anlatılanlar ne kadar doğruydu? 2 gün araştırdıktan sonra 16 Eylül doğum günümdü ve kendimi yeni yaşıma girerken bu kararımla ödüllendirmeye karar verdim. Ruhum ‘’Bütün bu bildiklerinden sonra artık eskisi gibi yaşayamazsın’’ diyordu, ben de onu dinledim. Artık vegan olmuştum. Araştırmalarım birkaç ay daha devam etti ve araştırdıkça ne kadar doğru bir yaşam tarzına geçtiğimi; bunun inandığım karma ile, bireysel ve ruhsal gelişim ile, ahlaklı yaşamak ile ve enerji ile ne kadar örtüştüğünü gördüm. Anlayacağınız yaklaşık iki yıldır veganım ve çok mutluyum.

RUHUMUZA İYİ GELMEYEN BİR ŞEY VÜCUDUMUZA İYİ GELİYOR OLAMAZ!Sağlıklı Beslenmeye Özen Gösteriyorsunuz
Vegan olunca bunu sürdürebilmek için sağlıklı ve dengeli beslenebilmeye daha çok özen gösteriyorsunuz. Bu yüzden artık mutfakta daha çok vakit geçirir oldum. Hiç bir zaman, ‘’Yemek için yaşayanlardanım’’ diyenlerden olmadım, onun yerine ben hep ‘’yaşamak için yiyenlerdenim’’ derdim. Belki bir ölçüde bunun da damak tadı bencilliğine kapılmamamda payı olduğunu düşünürüm. ‘’Damak tadı bencilliği’’ ne demek mi? ona birazdan değineyim. Eskiden mutfakla barışık değilken artık özenle kendime ve sevdiklerime vegan yemekler yapmaktan keyif alır hale geldim. Ben bir biyoloğum, sosyoloğum ve yaşam koçluğu yapıyorum. Donanımımın ve veganlığın; biyolojik tarafından tutun da, sosyolojik boyutu ve kişisel gelişim boyutu hepsi bu kadar birbiriyle örtüşen ve birbirini destekleyen başka iki alan tanımıyorum. Biyolojik olarak hayvan eti yemekle insan eti yemek arasında hiç bir fark yoktur. Yine de ben size biyolojik, sosyolojik açılardan değil, bu yazıda bunlardan sadece bireysel gelişim boyutu ile ilgisinden bahsetmek istiyorum.

RUHUMUZA İYİ GELMEYEN BİR ŞEY VÜCUDUMUZA İYİ GELİYOR OLAMAZ!Vegan Yaşam Tarzı Ve Mutluluk
Koçluk modelimde hep söylediğim bir şey vardır; Her şey enerjidir, aklınıza gelen her şey. ‘’Enerjinizi çalan insanlardan uzak durun’’ cümlesi mesela, artık bir fenomen oluyor, herkes duymuştur. ‘’Ne ekersen onu biçersin’’ de öyle. Her enerji başladığı noktaya geri dönüyor, tıpkı bumerang gibi. Peki bilmemek bizi, davranışlarımızın sonuçlarından koruyor mu? Buna kocaman bir HAYIR demem gerekiyor. Mesela trafik kurallarını bilmeden trafiğe çıkmanın bizi kazadan ya da trafik cezası ödemekten kurtarmadığı gibi. Araştırmadığımızda, bilmediğimizde ve
sorumluluk almadığımızda hayatın bize daha kolaylaşmadığı hatta zorlaştığı gibi. Üstelik bu kez, bilmediğimiz için her şeye kaderci ve kurban psikolojisinden bakmamıza, yani güçsüz hissetmemize neden olması da cabası. Bunların veganlıkla ne alakası var mı diyorsunuz? Şöyle açıklayayım; Hayvansal gıda tükettikçe, hayvanları mal ve kaynak olarak görüp sömürdükçe, dolaylı da görünse sonuçta tercihlerinizle zulme destek vermiş olduğunuz için zulmü hayatınıza çekersiniz. Çok basit bir yasayı devreye sokarsınız; çekim yasası. Üstelik ne hayvan zulmünden haberdar olmayışınız ne de çekim yasasından haberdar olmayışınız sizi tercihlerinizin acı sonuçlarından kurtarmıyor. Peki nasıl mı bedel ödüyoruz? Öncelikle sağlığımızla! Yıllar içinde birikerek sonuçları geç gözlense de hayvansal gıdaların tümü, bazı uzmanlar aksini ve gerekli olduğunu iddia etse de, pek çok sağlık sorununa neden oluyor. Bu konuda tarafsız ve doğru bilgiye ulaşmak isterseniz Kalp Cerrahı olan Dr. Murat Kınıkoğlu’nun web sayfasından veya youtube kanalından doğru bilgilere ulaşabilirsiniz. Enerji boyutunda ise, yaşamak isteyen ölüme direnen ve bilinçleri tamamen yerindeyken öldürülen hayvanların bütün korku hormonlarını ve korku enerjisinin sindiği bedenlerini yersek, sizce bedenimize temiz bir enerji almış olabilir miyiz? Ne yersek oyuz. Tüm hayvan kullanımlarının ve yemenin normal kabul edildiği bir kültür içine doğarız. Ve bilinçaltımız 0-6 yaş döneminde ebeveynlerimiz ve toplum tarafından şekillendirilir. Onların doğruları ve kültür artık sizin doğrunuz haline gelmiştir. Sorgulayan bir insan iseniz kendi doğrunuzu fark eder, seçer ve yaşarsınız. Bunun en büyük mükafatı ise ruhsal doyum bulduğunuz kendi hayatınızı yaşıyor olmanızdır. Gerçekten mutlu olmak istiyorsak eğer, bizi mutsuz eden her şeyden sıyrılmamız gerekiyor. Siz ruhunuza uygun yaşamazsanız hayat sizi sallar, sarsar, acı deneyimlerle bir anlamda şoka sokarak uyandırır ve ‘’ Bak, bu senin yolun değil, kendine gel!’’ der ve sizi ruhunuza uygun yola yönlendirir. Siz bu mesajları almamakta ısrar ederseniz daha şiddetli deneyimlerle ders verir… Oysa araştıran, esnek olan, gelişime ve değişime açık olan insanlar, hayatın acıtıcı deneyimlerine o kadar da maruz kalmadan kendi yollarını çok daha kolay buluyorlar. Bu sırrı çözdüğümden beri bunu uyguluyor, araştırıyor, gerekirse kendimi güncelliyorum. Bu yolda tabii nefsin terbiyesi denilen durum, bireysel gelişimde egonun oyunlarını fark etmek ve egonuza göre değil özünüze(ruhunuza ya da kalbinize) göre yaşamak, son derece önemli. Bütün kadim öğretiler ve dinler buraya vurgu yapıyor. Sonuçta bencil olmaktan kurtulmak, daha sistemik bakmak hem kendi varoluşumuz hem de dünya ve ekosistemin varoluşu için paylaşımcı ve nefisten arınmış olarak yaşamamız ruhsal gelişimimize de katkı sunuyor. Siz seçimlerinizi vicdanınızı dinleyerek, daha adil, daha merhametli ve sadece kendiniz için değil tüm insanlar ve canlılar için etik değerler üzerinden oluşturduğunuzda, hayatın size sunduklarına inanın bana çok ama çok şaşıracaksınız. Hayat sizi daha çok sevecek, şansınızın döndüğünü, başka bir sizin başka boyutlarıyla tanışacak kendinize hayran olacaksınız. Ancak dikkat edin kibre kapılmayın. Vegan yaşam tarzının aksi, araştırınca göreceksiniz ki, tahmin edemeyeceğiniz boyutta şiddet, kan, acı ve ölüm içeriyor. Bundan vazgeçtiğinizde vegan olacaksınız; özsaygınız, özgüveniniz, değerlilik duygunuz artacak ve kendinizi gerçekten seven birine dönüşeceksiniz. Çekim yasası da etik ve ahlaklı yani aslında sevgi kaynaklı seçimler yaptığınız için sizin hayatınıza bolca sevgi akıtacak. Çekim gücünüz artacak, her şey değişecek.
RUHUMUZA İYİ GELMEYEN BİR ŞEY VÜCUDUMUZA İYİ GELİYOR OLAMAZ!Damak Tadı Bencilliği
Dünyanın en uzun süreli ve en büyük soykırımını hayvanlar üzerinde sürmektedir. Bunları gördüğünüzde şu seçimle baş başa kalacaksınız: Alışık olduğum damak tadım mı, yoksa bir hayvanın yaşama hakkı mı? Burası karar aşamasıdır işte. Bildiklerimi paylaştığım insanlardan bazıları vegan oldu, bazıları vejetaryen oldu, büyük kısmı ise damak tadı bencilliğinden vazgeçmedi ve hayvansal ürünler yemeye devam etti. İşte az önce damak tadı bencilliği dediğim nokta tam burasıydı. Ve ektiğimiz biz geri dönmekteydi. Ben şuna inanırım; ‘’Ruhumuza iyi gelmeyen bir şey vücudumuza iyi geliyor olamaz!’’ Ve şunu söylerim; ‘’Gerçeklerden kaçan mutluluğu kovalar.’’ Biz hayata ne veriyorsak hayatta bize onu veriyor. Kişisel gelişiminizi ve ruhsal ve bedensel sağlığınızı önemsiyorsanız, vegan yaşam tarzını en azından araştırmak durumundasınız. Gerçekleri kucaklayın, hayatta sizi sonsuz sevgisiyle kucaklayacaktır!

Veg&Nature Dergisi yaz sayısında yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here