Haber:Eşref Balcı  esref.balci@tvd.org.tr

Çok değil bundan 100 yıl kadar öncesine kadar dünyamızda gökyüzüne bakan her insan geceleri yıldızlarla dolu bir gökyüzü görebilmekteydi. Ancak günümüzde çok azımız samanyolunu görme şansına sahip. Giderek artan ve genişleyen gece aydınlatmaları, diğer bir deyişle ışık kirliliği, yalnızca bizim yıldızlarla gökyüzünü görmemize engel olmakla kalmayıp, tüm eko sistemi olumsuz etkilemektedir.

Çoğumuz hava, su, toprak kirliliğini biliyoruz. Ancak ışık kirliliğinin çevremiz için nasıl bir tehdit oluşturduğunun henüz belkide farkında değiliz. Dünyamız milyonlarca yıldır güneş, ay ve yıldızlarla bir düzen içinde aydınlanmaktaydı. Günümüzde ise karanlıkların yerini artık ışıl ışıl şehir aydınlatmaları aldı. Bu yazıda gece aydınlatmasının çevre ve bazı hayvanlar üzerindeki etkileri ve bu konu üzerine yapılan araştırmalara kısaca bakacağız.

Dünyada yaşam, gece gündüz döngüsü içinde milyonlarca yıldır bir ritim içinde sürerken, bu düzen tüm hayvanların ve bitkilerin DNA’sına işlemiştir. Tüm canlılar üreme, beslenme, uyku, diğer canlılardan korunma gibi davranışlarını bu döngüye göre belirlemişlerdir. Ancak artık insanlar, gecenin karanlığını daha da aydınlatarak bu döngüyü bozdular.
IŞIK KİRLİLİĞİ Mİ, O DA NE?Işık Kirliliğinin Çevreye Zararları Konusunda Bilimsel Tespitler
Araştırmacı C.Kyba, bu konudaki çalışmasını şu notlarla özetliyor: “Bazı hayvanlar gece hareketli olup gündüzleri uyurlar. Işık kirliliği özellikle işte bu hayvanlar için tehlikelidir. Çünkü onların gecelerini gündüze çevirdik. Yırtıcı hayvanlar avlanmak için ışıktan faydalanırken, av olan türler ise kendilerini korumak için karanlıktan faydalanırlar. Günümüzde şehirlerin çevreleri bulutlu günlerde dahi 200 yıl öncesine göre 100 binlerce kez fazla aydınlıktır. Bizler ışık kirliğinin gece avlanan türler için ne kadar olumsuz etkileri olduğunu, henüz yeni yeni öğreniyoruz.” Işık kirliliğinden en çok etkilenen hayvanların başında deniz kaplumbağaları, ateş böcekleri, somon balıkları, kurbağalar, kelebekler, kangurular ve mercan adaları çevresindeki tüm canlılar geliyor. Bu kirlilik kurbağaların üreme dönemlerinin bir ritüeli olan gece vıraklamalarını etkilemekte, bu da üreme periyotlarının ve dolayısıyla sayılarının azalmasına yol açmaktadır. Diğer yandan deniz kaplumbağaları yumurtalarını bırakmak için kumsala çıkarlar. Yumurtadan çıkan yavru deniz kaplumbağaları kumsaldan denizi bulmak için gökyüzünde aydan ve yıldızlardan gelen ışıktan faydalanırlar. Ancak yakın çevredeki ışık kirliliği yavruların denizi bulmalarını zorlaştırmakta, hatta bu nedenle onların ölümüne yol açmaktadır. Florida’da kıyı şeridinde ışık kirliliğinden dolayı, her yıl milyonlarca yavru kaplumbağa ölmektedir. Göçmen kuşlar avlanmak ve geceleri yön bulmak için ay ve yıldızları kullanırlar. Işık kirliliği kuşlar için de tehlike oluşturmaktadır. Yerleşim birimlerinin geceleri aydınlık semaları kuşların yönlerini şaşırmalarına yol açabilmektedir. Şehirlerdeki aydınlatılmış yüksek kuleler ve gökdelenler, kuşlar için tehlike unsuru olmakta, bu yapılara çarparak ölümlerine sebep olmaktadır. IŞIK KİRLİLİĞİ Mİ, O DA NE?Diğer yandan ışık kirliliği, göçmen kuşların zamanından önce ve ya sonra göç etmelerine yol açabilmektedir. Bu da onların ideal iklim koşullarında üreme, yuva yapma ve beslenme düzenlerinde bozulmalara yol açmaktadır. Pek çok böcek geceleri karanlıkta saklanırken, ışık onları kendine çekmekte ve ölümlerine neden olmaktadır. Bu ise böceklerle beslenen kuşların ve diğer canlıların besin zincirini bozmaktadır. Royal Society Journal Biology Letters’da yayınlanan yeni bir çalışma, deniz eko sistemi içinde yaşayan canlıların gece ışıklarında olumsuz etkilendiklerini göstermiştir. Exeter ve Bangur Üniversitelerinin yaptığı ortak çalışmada, denizlerde omurgasız canlılarda görülen etkiler araştırılmıştır. Işık, denizlerde yaşayan omurgasız hayvanlar için önemli bir işarettir, çünkü ona göre yuva, beslenme ve üreme yeri seçmektedirler. Araştırmacılara göre, Britanya kıyılardaki liman, marina ve diğer alt yapı binaları, denizlerde yaşayan omurgasız hayvanları kendilerine çekmekte, söz konusu canlılar bu yapıların yüzeylerine yapışarak kendilerine bir yaşam alanı oluşturmaktadırlar. Ancak bu durum liman marina vb. yerler için olumsuz bir durum oluştururken, diğer yandan da eko sistemin önemli bir unsuru olan bu canlıların yok olmalarına ve dolayısıyla besin zincirinin bozulmasına yol açmaktadır. Exeter Üniversitesinin yaptığı bir diğer çalışma, gece aydınlatmasının ağaçların çiçek açma zamanlarını en az 1 hafta geriye çektiğini göstermiştir. Araştırma sonucunda gecelerin daha aydınlık olduğu bölgelerde ağaçlar daha erken çiçek açarken, ağaçların çevresindeki diğer canlı ve organizmaların da bundan etkilendiği görülmüştür. Örneğin taze meşe yaprağı yiyen güveler bu durumdan etkilenmekte ve azalmakta, bunun sonucunda da güvelerle beslenen kuşların besin ihtiyacı karşılanamamaktadır. Bu araştırmalar, özellikle nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yerel yönetimlerin sokak aydınlatmasında çok dikkatli davranmaları gerektiği göstermiştir. Aydınlatmada kullanılan lambaların seçimi (en zararlıları beyaz LED lambalar), sadece gerekli yerlerin aydınlatılması, aydınlatma biçimleri (yere doğru konumlandırılması), ışıklı tabelaların azaltılması, bina-ofis- ev aydınlatmalarının çok dikkatli yapılması bu konuda oldukça fazla önem teşkil etmektedir. IŞIK KİRLİLİĞİ Mİ, O DA NE?Sürdürülebilir bir dünya temennisiyle…

Veg&Nature Dergisi yaz sayısında yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here