İpek Böceğinin Sonsuza Yolculuğu

0
2980

        İpekten gömleğiniz var mıdır? Ya da ipekten bir şal? Işığın üzerinde oyunlar oynadığı, parlaklığı ile göz kamaştırdığı, dokunulduğunda eşsiz kayganlık ve yumuşaklığın hissedildiği bir kumaş ipek, evet… Üstelik bir hayli pahalı. Kaliteli… İpeğin itinalı ve zor bir süreç sonunda elde edildiğini biliyor muydunuz? Peki ya, bu kumaşın hangi yöntemlerle elde edildiğinden ve bedelinin nasıl ödendiğinden kaç kişi haberdardır? Çoğumuz elbette ipek ve ipek böceği arasında ki bağlantıyı biliyoruz. Ancak bu bağlantının gerçekte böceğin ölümü ile sonuçlandığını biliyor muyuz? 

İpek Böceğinin Sonsuza Yolculuğu

İpek neden değerli?

İpeğin keşfine, dünyada ki yolculuğuna ve böceğin istemsiz fedakarlığına değinmeden bunu anlatmak kolay değil… İpek, 5000 yıl önce Çin’de keşfediliyor. O dönemin Çin İmparatoru, sarayının bahçesinde gözlemler yaparken, tırtılların dut yaprağıyla beslendiğini ve belli bir süre sonunda da koza ördüklerini farkederek eşinden bu kurtları incelemesini ister. İmparatoriçe, dikkatli araştırmaları sonucunda, bu kurtların yapmış oldukları kozalardan dokumacılıkta kullanılmak üzere iplik üretilebileceğini tespit eder. Çin, yüzlerce yıl ipek böcekçiliğini gizlilik içinde yürütür. Çünkü dünyanın
başka hiçbir ülkesinde olmayan bu kumaş, kendilerine büyük gelir kazandırır. İşte bu sebeple, Çin sınırları dışına ipek böceği, yumurtası ve üretim bilgisi asla çıkarılmaz, hatta bu suçu işleyen ve göz yumanlara ölüm ile sonuçlanan cezalar verilir. İpek böceği yetiştiriciliği, zaman içinde Asya’yı boydan boya aşıp Anadolu üzerinden Avrupa’ya uzanan kervan yolunun yani “ İpekyolu “nun var olma nedenlerinden biri olur. Anadolu’nun ipek ile tanışması ise 6.yüzyıl başlarına uzanır. İpek böceği kurtları yaklasik 20 günlük bir sürenin sonunda yumurtalarından çıkarlar. Dut yaprağı ile beslenen kurtlar, bir süre sonra esnek derilerinin bile içine sığamaz hale gelir. Bu sebeple deriyi değiştirmesi gereklidir. Uyku durumuna geçmesinin nedeni budur. Dolayısıyla bu süreçte yemek yemeyi de bırakır. Henüz koza örülmemiştir. Uykuya girdiğinin 26.gününde böceğin alnında bir üçgen belirir. Bu şekil her geçen gün, böcek uykudayken büyür. Böceğin derisini bırakacağı zaman üçgen çatlar ve buradan dışarı çıkar. Altı saat sonra, deri yeniden oluşur ve tırtıl tekrar beslenmeye başlar. Bu durum tam 4 kez tekrarlanır. Böceğin beşinci dönüşüme geldiğinde vücut rengi değişir ve artık beslenmeyi bırakır. Başını yukarıya kaldırarak sallanmaya başlar.Bu salınım,artık böceğin kozaya hazır olduğunu gösterir. Böceğin alt dudağında bulunan ipek hortumdan gelen sıvı, böceğin dışarı akıtmasıyla sertleşir. İpek böceği başını ‘8’ şeklinde sallayarak vücudunda birikmiş olan proteini lif olarak, koza şeklinde 3 günde örer.  İpek elde etmek için yaklaşık 5 ila 8 gün sonra bu kozalar toplanır. Koza içine kendini hapseden ipek böceği, kelebek halinde dışarı çıkarsa, kozalar delinmiş olacağından, o bir kelebeğe dönüşerek kozayı yırtmadan önce yaşamı sonlandırılır. Nasıl mı?

Kozalar birden fazla yöntemle öldürülüyorlar;

Buharda öldürme: Kozalar, krizalit ölünceye kadar kaplarda veya özel odalarda, yaklaşık 20-30 dakika sıcak su buharının etkisinde bırakılarak boğulmaları sağlanıyor. Sıcak havada öldürme: Buhar yerine 80-90 ˚C’deki sıcak odalarda 15 dakika tutularak ölmeleri sağlanır.

Soğuk havada öldürme: Kozalar -10 ˚C’de altı saat, -12 ˚C’de dört saat bırakılır.

Güneş ışığında öldürme: Kozalar düz bir zemin üzerinde güneş altına serilir. Böylelikle krizalit ölür ve yaş kozalar kurur.

Radyo dalgaları ile öldürme: Kozalar 3-10 m. dalga uzunluğunda, yüksek frekanslı ışınlara maruz bırakılarak, krizalitlerin 2-3 dakikada ölmesi sağlanır.

Kızıl ötesi ışınlarla ve kimyasal maddelerle de öldürme işlemleri yapılmaktadır.

İpek Böceğinin Sonsuza Yolculuğu

Ve sonrasında kozalar bir makara gibi açılır. TÜİK verilerine gore 2013 yılında
Türkiye’de toplam 121 ton ipek üretildi. Bu da 242 milyar ila 605 milyar arası kelebek kozası demek… İpek böceğinin yumurtasından çıkıp büyümesi, nihayetinde kozasını sonsuz işareti (∞) çizer gibi örüp, kelebek olabilmek için derin bir uykuya dalması ve aslında bu uykunun kendi ölüm evi olduğunu bilememesi oldukça acı. Doğada bağımsız yaşayamayacak bir noktaya getirilmiş ipek böceklerinin esaret altında yaşadıklarını ve kökenlerinin aksine evcilleştirildikçe uçma yeteneklerini kaybettiklerini söylemekte yarar var. Uçma yeteneği devam eden özgür ve türün atası sayılan ipek böceği kelebeklerinin ise Asya’da yaşadıklarını ve nesillerinin tükenmekte olduğunu da hatırlatalım. Çocukluğunda bütün bu sürece şahit olmuş birinin anlattıkları çok etkileyiciydi; Yaşadığı yerde ipek üretimi yapılıyor ve zaman zaman ne yaptıklarını merak ettiği için, üretimin yapıldığı yere, izlemeye gidiyordu. Ne var ki günün birinde kozaların kaynar suya atılıp, çıkardıkları sesleri duyuncaya kadar belki de ipeğin nasıl elde edildiğini düşünmemişti. Bu seslerin sebebi kozaların kaynar su ile olan temasından mı, yoksa böceğin bağırmasından mı kaynaklanıyordu? Bir canlının ölümü kadar, nasıl öldüğü de elbette çok önemli. Bazı ölümler sessiz de olsa bu, o canın yanmadığını göstermediği gibi, insanın vicdan sesini bastıramadığı da kesin… Şimdi, İpek şalınızı boynunuza sardığınızda aynı hikayeyi siz de hatırlayabilecek misiniz?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here