İnek Sütü Mitleri

0
1932

Süt deyince aklınıza ne geliyor? Güçlü kemikler, sağlıklı bireyler, mutlu inekler? Doğa, güneş, kekik kokulu otlaklar, sekerek koşan buzağılar, pırıltılı bir güneş? Ancak bunların tamamı reklam malzemesi, yani şu anda aklınızda çağrışanlar, sadece endüstrinin size sunduğu algı. Peki hayatınızda bu derece elzem yer edinmiş, hakkında methiyeler dizilen bu mucize besin için duyduklarınız ne kadar doğru? Hiç kötü tarafı yok mu? Gerçekten insanların gelişimi ve sağlığı için gerekli mi?

İşte sütle ilgili oldukça önemli ancak mesnetsiz 6 mit: Mit 1- Kalsiyum için süt tüketmelisin:

İster beğenin ister beğenmeyin, süt kalsiyum için iyi bir kaynak değildir. Bir gıdada kalsiyumun iyi emilmesi için o gıdada kalsiyum seviyesi, fosforun 2 ila 4 katı arasında olmalıdır. Kalsiyumun en iyi emildiği gıda anne sütüdür ve kalsiyum fosforun 2 katıdır. İnek sütü ve keçi sütünde kalsiyum fosfor oranı 1’e yakındır. Yani fosforu çok yüksektir. Bu sebeple kalsiyum iyi emilmez. En iyi bitkisel kalsiyum kaynakları özellikle lahana, ıspanak, brokoli gibi yeşil yapraklı bitkilerdir.

Mit 2- Güçlü kemikler için süt içmelisin:

Sütün içinde kazein adında bir protein vardır. Bu protein, kükürtlü amino asitler bakımından zengin olduğu için vücutta asidik etki yapar. Bu da kemik erimesine yol açar. Süt kemikleri güçlendirmez, aksine eritir. Kemik erimesi vakaları en çok görülen ülkeler aynı zamanda süt tüketimi ve günlük kalsiyum tüketimi en fazla olan ülkelerdir.

Mit 3- İnek sütü eziyetsizdir:

Süt endüstrisi hayvan hakları açısından masum gibi gözükse de perde arkasında durum farklıdır. Her şeyden önce ineğin süt verebilmesi için bir yavru dünyaya getirmesi şarttır. Doğumun ardından süt vermeye başlayan inek, yavrusundan mümkün olduğunca erken ayrılarak sağma makinelerine bağlanır ve yavruya ait sütü insanların tüketimine sunulur. Süt verme kapasitesi azaldığında ise ortalama yılda 1 kez suni yollarla tekrar gebe bırakılır. Bu yorucu döngü sonunda 20-25 yıllık ömrünü, 4-5 yılda tamamlayarak kesime gönderilir. Yavru ve anne bu dönemde ayrılmanın verdiği travmatik süreci yaşar.

Mit 4- İneğin sütünü almak gereklidir

Nedense herkes ineğin sütünü sağıp almazsak memelerinin dolup patlayabileceğini, sütün her durumda yavruyu doyurmaktan fazla üretildiğini düşünür. Ancak kaçırdığımız gerçek şu ki;”Şayet yavrunun ihtiyacı ve tüketebilme potansiyeli bulunmasaydı, süt de sandığınız gibi ihtiyacın üstünde oluşmazdı.” Bütün memeliler yavrunun ihtiyacı oranında süt üretirler. Ve sütünü almadığınızda hiçbirinin memeleri patlamaz. Sanıldığının aksine “süt ineği” diye tabir edilen kavram, ineğin doğal döngü- sünde “sürekli süt verme” yetisi olduğu anlamına gelmez; lohusalık döneminde diğer ırklara göre daha yüksek süt verme kapasitesi anlamına gelir. Gezegenimizdeki tüm memeliler içinde, bir yavru dünyaya getirmeden süt üretebilen hiçbir canlı yoktur.

Mit 5- İnek sütü insanlar içindir:

‘Süt, memeli hayvanların, dolayısı ile insanların, dişisel bir meme salgısıdır. Bu salgı sadece ve sadece yeni doğan yavruyu kısa bir süre için, komple olarak besleme amacına yöneliktir. Sütün bileşi – mi de memelinin cinsine göre farklılıklar göstermekle birlikte, yavrunun büyümesi için yüksek seviyede büyüme hormonu içerir. Anneyi emme sürecinin sonunda hiçbir memeli bir daha süt içmez ve kendisini cinsinin diğer yetişkinleri gibi besler.” (R.Cohen) Gezegende insandan başka hiçbir tür daha yoktur ki, kendi dışında bir başka türün sütünü ölünceye dek tüketsin ve bunun yaşamı için ge – rekli olduğunu düşünsün. Süt, doğanın mükemmel dengesinde, henüz sindirim sistemi gelişmeyen canlıyı, yaşama tu – tundurmak için vücudun formüle ettiği gerçek bir mucizedir. İnsanlar, faklı bir türün sütünü tüketmek için uygun bir metabolizmaya sahip değildirler.

Mit 6- Süt sağlıktır:

Her canlının sütü özel olarak onun ihti – yaçlarına göre tasarlanmıştır. İnek sütü, insan sütünden 3 kat daha fazla protein içerir. Bu nedenle insanlar tarafından tüketimi halinde metabolizma bozuk – luklarına ve kemik sağlığına zararlara neden olacaktır. Küçük bir yaşta süt tüketimine başlamak kemiklerde kırık riskini azaltmadığı gibi bu riski arttırır. 12 yıllık Harvard Nurses’ Health Study verilerine göre kalsiyum ihtiyaçlarının büyük kısmını süt ve süt ürünlerinden karşılayan kişilerde, nadiren süt tüketen – lere göre daha çok kemik kırığı vakası gözlemlenmiştir. Süt demir emilimini bozan gıdalardan biridir. Demir eksikliği anemisi oluşur. 6 aylıktan küçük çocuklarda inek sütü proteini sebebiyle bağırsaklarda mikro kanamalar meydana getirir. Bu şekilde de anemiye yol açar. Süt içine kullanılan hormonlar hücre – lerin büyümesini sağlayarak, özellikle kanserli hücreleri tetikler. Bu hormonlar, başta meme kanseri olmak üzere pek çok kanser türü ile ilişkilendirilmektedir. Diğer tüm hayvansal protein gibi, süt vücudun pH dengesini bozar ve asidik yapar. Bu vücutta zararlı asidin böbrek – lere ulaşmadan nötralize edilmesi için bir biyolojik reaksiyon başlatır. En hazır bulunan, asit nötralleştirici kalsiyum kayağı kemiklerdir. Vücudun temel amacı hayatta kalmak olduğu için böbrekleri ve idrar yollarını korumak için kemik yo – ğunluğundan fedakarlık edilir. Bu nedenle süt kalsiyum içerse de, net kazanç negatif olacaktır.

Kaynaklar: Onegreenplanet,vikipedi,dr. cengizsandıklı

HENÜZ YORUM YOK