“ET” mi HAYIR?

0
794

vega-3-29Huksley, Florance, Heckell ve Darwin gibi büyük doğa tarihi bilginleri şu görüşte buluştular: “İnsan biyolojik yapısı gereği, meyve ve sebze ile beslenen bir canlıdır.”

Etin gerekli ve vazgeçilmez bir besin olduğunu söyleyenler için, gerekli cevabı bilim fazlasıyla veriyor ama birkaç alıntı ekleyelim!

Bademin içerdiği besleyiciler etten fazladır. Tahıl, bakliyat, kuru meyveler, etin iki katı oranında fosforik asit ve on katı da demir ihtiva eder.

Bütün kimyasal analizler, bitkisel ürünlerin, etten daha fazla besleyici ve sağ- lıklı olduğunu gösterir. (Sadık Hidayet – Vejetaryen Beslenme, Sayfa 26, YKY Yayınları)

Et yemek insan türü için doğal bir gereksinim değildir, bizim varlık kanunlarımızdan sapmamızdır. Dr. Gaston Dorvil, “Sebze ve tahıl insan vücudu için yeterlidir, oysa et yiyenlerin sağlıklı kalmaları imkansızdır” der.

Dr. Viktor Puche, Dr. Le Grande, Prof. Dr. Bushard etin başta bağışıklık sistemi olmak üzere, kolon ve meme kanserinden, kalp damar hastalıklarına, böbrek ve eklem hastalıklarından tüm metabolizmayı etkileyerek yaşam kalitesini düşüren pek çok rahatsızlığın sebebi olduğunu kanıtlamışlardır.

Yurtdışı Geliştirme Konseyi’nden Lester Brown, Amerikalıların yıllık et tüketimlerini sadece % 10 azaltmaları halinde mera sahalarının tarım için kullanılacağı ve fazladan 12 milyon ton, yani 60 milyon kişiyi doyuracak miktarda tahı- lın insanların tüketimine sunulacağını açıklamıştı.

İnekler günde ortalama 500 litre metan gazı salıyor. Bu da sera etkisinin ve iklim değişikliklerinin en önemli nedenlerinden biri!

Eski ABD Tarım Bakanı yardımcısı Don Pearlberg, ABD’deki çiftlik hayvan sayı- sını yarıya indirmenin dünyadaki açlık sorunu bir yana yetersiz beslenme sorununu bile çözeceğini söylemişti. (Peter Singer, Hayvan Özgürleşmesi, Sayfa 222, Ayrıntı Yayınları)

Çağımızın en büyük sorunlarından biri hiç kuşkusuz “susuzluktur.” Sanal suyu göz önüne alırsak, bir kilo et üretmek için, bir kilo buğday üretimine gerekenden 50 kat fazla su gerekiyor. Örneğin, gözümüzde canlandırmak için şu örneği vermek mümkün; 350 kiloluk bir sığır için harcanan suyun içinde bir destroyer yüzdürülebilir. Hayvanlar verimi artırmak adına her türlü işkenceye maruz kalıyorlar, ayrıca bir çok yeni ortaya çıkan hastalık (deli dana, ebola, kuş gribi) hayvan ürünlerinden bulaşmaktadır. Dünya çapında çevresel kirlilik ve küresel ısınmada, et endüstrisi otomotiv sanayinden fazla kirlilik yaratmaktadır.

Worldwatch Institute araştırmacısı Alan Durning, besi ünitesinde yetiştirilen danalardan elde edilen bir kilogram bifteğin, 5 kilo tahıla, 20 bin litre suya, 8 litre benzine ve 35 kilo erozyona uğ- ramış yüzey toprağına mal olduğunu hesaplamıştır.

Bu bilinçteki insan sayısı her geçen gün artıyor. Sadece Almanya’daki vejetaryen sayısının 7 milyon olduğu tahmin ediliyor. İsveç’te ise her 10 kişiden biri eti ağzına sokmuyor. Ama elbette vejetaryenlerin en yaygın olduğu ülke % 40 oranı ile Hindistan.

Sahalarında “birer üstat” olan vejetaryenleri tek tek sayarken, vejetaryenlerin zeka ve becerisinin eksik kalacağı yorumunu sizin değerlendirmenizi isteyece- ğim. Albert Einstein, G. Bernard Shaw, Hz. Ali, Pisagor, Tolstoy, Thomas Edison, Leonardo Da Vinci, Wagner, Mevlana, James Caan, Alec Baldwin, Samuel Jackson, Michelle Pfeizer, Lady Diana, Platon, Van Gogh, Buda, Paul Mc. Cartey, Franz Kafka, Jean Jacque Rousseau, Bill Walton, Pisagor, M. Gandhi, Benjamin Franklin, Albert Schweitzer ve bu liste uzadıkça uzuyor.

Makaleme bir dönem vejetaryen olan Harun Kolçak’ın konuk olduğu Kanal 9’daki televizyon programımda anlattığı bir anısı ile devam etmek istiyorum. Harun Kolçak Gaziantep’de çok başarılı bir konserini tamamlamış. Konser sonrası uzun bir masanın başına oturmuşlar. Herkes Harun’un yemeğe başlamasını bekliyormuş. Ama masa sille et, nasıl başlasın? O da hemen menajerini ça- ğırmış. Kulağına “sen benim vejetaryen olduğumu söylemedin mi?” diye sormuş. Menajer hemen masanın diğer ucunda oturan ve konseri düzenleyen ağanın kulağına eğilip “Efendim Harun Bey vejetaryendir.” demiş. “Ya öyle mi” demiş ağa, o zaman “bol bol et yesin de kendine gelsin.”
Prof.Dr.Orhan KURAL

 

HENÜZ YORUM YOK