BİN DERDE DEVA: ÇÖREK OTU !

0
2263

Latincede Nigella sativa olarak bilinen Çörek otu, Akdeniz ülkelerinde, Afrika ve Asya’nın bir bölümünde yetişen yıllık çiçeksi bir bitkidir. Türkiye’de yaygın olarak Afyon, Isparta, Burdur ve Konya yörelerinde tarımı yapılmaktadır. Nigella Sativa’nın tohumları, çok eski tarihlerden beri şifa kaynağı olarak rağbet görmüştür. Dünyada genellikle Roma kişnişi, siyah susam, siyah kimyon ve soğan tohumu gibi adlarla ifade edilen çörek otu, İngilizcede fiziksel görüntüsü nedeniyle “siyah tohum” olarak adlandırılmaktadır.

Çörek otunun 16 farklı çeşidi olduğunu ve Nigella Sativa türü olarak özellikle sorgulanması gerektiğini hatırlatalım.

Çörek otunun tarihi yaklaşık 3300 yıl öncesine dayanmaktadır. Erken dönem kayıtlarına göre ekim ve kullanımı Mısırlılara dayanmaktadır. Hatta 3300 yıl öncesine kadar çörek otu Mısır firavunu Tutan Kamon’un mezarında bulunmuştur. Arap kültürlerinde bu tohum Habbatul Barakah ya da Kutsal Tohum olarak adlandırılmıştır ve İslamiyette Hz.Muhammed’in çörek otunu “ölüm hariç her derde deva” şeklinde tasvir ettiği söylenir.

Çörek otu, içerisinde insan vücudu için gerekli olan protein, karbonhidrat, yağ asitleri, kalsiyum, potasyum, çinko, demir, magnezyum, selenyum, A, B ve C vitaminleri gibi birçok temel besin elamanlarını içermektedir.

Bileşiminde bulunan Thymoquinone ve Nigellone maddeleri, çörek otunun tedavi edici etkilerinden sorumlu olduğu belirlenen şu ana kadar tespit edilmiş en önemli bileşenlerden bazılarıdır. Çörek otunun, geleneksel olarak bilinen birçok sağlık yararı, bugün tıp literatürlerince de teyit edilmiştir. Aslında, 1964 yılından bu yana çörek otu konusunda yayımlanan 458 hakemli çalışma bulunmaktadır.

Bu çalışmalardan birinin sonuçları yakın zamanda aktarıldı. African Journal of Traditional, Complementary and Alternative Medicine dergisinde, çörek otunun yapılan akademik çalışmayla desteklenen AIDS tedavisindeki olumlu etkisi paylaşıldı. GreenMedInfo de raporuna göre hastaya, altı aylık bir süre için çörek otu verildi, daha sonra kan dolaşımında HIV virüsüne karşı tespit edilebilir bir antikor artışı görüldü.

“Bu olgu sunumu, etkili bir HIV enfeksiyonunun çörek otu ile kontrolünün mümkün olabildiği gerçeğini yansıtmaktadır”. Çalışma yazarları, potansiyel çörek otu faydalarının uzun listesine HIV tedavisinin de eklenmesi sonucuna vardı.

Bu mütevazi ancak son derece güçlü tohum aynı zamanda, süpervirüs olarak bilinen MRSA’yı yok ederek, vücudu kimyasal zehirlerden temizler, diyabetik pakreasa bağlı olarak ölen beta hücrelerinin yenilenmesini harekete geçirir ve hepsinden önemlisi henüz hakkında bilmediğimiz daha pek çok etkiye sahip olduğu düşünülmektedir.

Yapılan araştırmalara bağlı olarak, bu bitkinin kullanımının aşağıda özetlenmiş 19 farmakolojik konu başlığına yönelik faydası olduğu düşünülmektedir:

Analjezik (Ağrıkesici), Anti-Bakteriyel, Anti- İnflamatuar, Anti-ülser, Anti-kolinerjik, Anti-fungal, Anti-Hipertansif, Antioksidan, Antispazmodik, Antiviral, Bronkodilatatör, Glukoneogenez önleyici (Anti-Diyabetik), Hepatoprotektif (Karaciğer Koruyucu), Hipotenzif, İnsülin Hassaslaştırıcı, İnterferon Uyarıcı, Lökotrien antagonisti, Renoprotektif (Böbrek korunması), Tümör Nekroz Faktörü Alfa Önleyici.

vega-3-156Çörek otunun bu 19 farmakolojik etkisi, çok daha geniş yararlı özelliğin sadece bir alt kümesidir. Bu tohumun olumlu pek çok farklı biyolojik yeteneğe sahip olduğu aşikar. (Ancak yine de fazla tüketiminin/doz aşımının, birtakım sağlık riskleri oluşturabileceği göz önünde bulundurulmalıdır)

Çörek Otu ile ilgili bilimsel çalışmaların sonuçları:

1- Tip 2 Diyabet: Araştırmalar, günde sadece 2 gr çörek otu tüketmenin, pankreasta insülin direnci ve artmış beta-hücre fonksiyonlarında azalma ile birlikte, açlık kan şekeri düzeylerinde düşüşe neden olabileceğini gösteriyor.

2- Epilepsi: Yayınlandığı Puplished in Medical Science Monitor’deki bir çalışmaya göre, çörek otunun çocuklarda nöbet sıklığını azaltmada etkili olduğu bulundu.

3- Kolon Kanseri: Hücre çalışmalarında, çörek otunun, özellikle kolon kanseri hücrelerinin büyümesini engelleyen, anti-kanser özelliklere sahip olduğu bulunmuştur.

4- MRSA: Pakistan’da bulunan Lahor Tıp Bilimleri Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya göre, antibiyotiklere karşı bile dirençli olduğu bilinen ölümcül MRSA bakteriyel enfeksiyonuna karşı etkili olduğu bulundu.

5- Kalp Krizi Hasarına Karşı Koruma: Çörek otu özünün kalp-koruyucu ve kalp krizi ile ilişkili zararları azaltıcı ve genel kalp sağlığını artırıcı etkilere sahip olduğu görülmüştür.

6- Meme Kanseri: Tamamlanmış bazı akademik çalışmalara göre, çörek otunda bulunan thymoquinone ekstratının meme kanserinde tümör büyümesini engellemede etkin rol oynadığı, ayrıca tümörlü hücrelerde hücre ölümüne neden olduğu ortaya konmuştur.

7- Beyin Kanseri: Çörek otunda bulunan “thymoquinone” adlı bileşenin, en agresif ve ölümcül beyin kanseri türlerinden biri olan “Glioblastoma” nedeniyle gerçekleşen hücre ölümünü yavaşlattığı görülmüştür.

8- Lösemi: Çörek otunda bulunan “thymoquinone” adlı bileşenin diğer kanser türlerinde olduğu gibi apoptosis lösemi hücrelerinin de ölümüne yardımcı olduğu bulunmuştur.

9- Beyinde Kurşun Hasarı: Experimental and Toxicologic Pathalogy tarafından yayınlanan bir çalışmaya göre çörek otunun, kurşun zehirlenmesine bağlı beyin hasarını durduran ve tersine çeviren etkisi bulunmaktadır.

10- Pankreas Kanseri: “The Kimmel Cancer Center” tarafından yapılan araştırmaya göre, çörek otunda bulunan “thymoquinone” bileşeninin, pankreas kanseri hastalarında kanserli hücrelerin gelişimini durdurduğu ve kanserli hücre ölümüne neden olduğu görülmüştür.

11- Ağız Kanseri : Yapılan araştırmalar çörek otunun içindeki thymoquinone ekstratının ağız kanserinde, kanserli hücreleri uyarıcı ve azaltıcı etkisini ortaya koymaktadır.

12- Yüksek Tansiyon: Günde 2 kez 2 ay boyunca düzenli tüketilen çörek otunun, hafif hipertansiyonu olan hastalarda kan basıncını düşürücü etkisi olduğu görülmüştür.

13- Son yapılan çalışmalarda çörek otunun HIV virüsüne karşı olumlu etkisi olabileceği saptanmıştır.

Sonuç olarak yapılan bilimsel çalışmalar sonucu elde edilen ön verilerle çörek otunun kanser tedavisinde ne kadar önemli olduğu tespit edilmiş, hatta kanser oluşumunu da önlediğine dair bilimsel veriler akademik çalışmalarda gösterilmiştir.

Bunun yanında çörek otunun ağızdan alımına bağlı olarak herhangi bir toksik etkiye de rastlanmamıştır . Bütün bu gelişmeler, bu konuyla ilgili çalışmalara da hız vermiştir. 2000’li yılların başından beri Amerika ve Avrupa’da başta olmak üzere yapılan birçok çalışmada çörek otunun yararları bilimsel olarak saptanmıştır. Çörek otu hakkında halihazırda çeşitli akademik araştırmalar devam etmektedir.

Yapılan yeni çalışmalar, literatürdeki bilgiler dışındaki hangi hastalıklarda da etkisi olabileceğini, hücresel düzeyde hangi mekanizmalarla tümör hücrelerini yok ettiği ve kanser oluşumunu önlediğini tespit etmeye yönelik olmaktadır.

Bu esrarengiz tohumun, geçmişi-bugünü ve geleceğini de kapsayan bir süreçte gerçek doğasını gerçekten anladığımızda, antibiyotiğe dirençli bakterileri yok etme yeteneğine sahip olması, kimyasal silahların zehirleyici etkisine karşı bedeni arındırması ve yenilemesi ya da insülin hormonu salgılayan beta hücrelerini yok edici etkisi, o kadar abartılı olamayacak. Bunlar sadece, tarihe damgasını vuran bu şifalı bitki için doğrulanan birer ayrıntı.

Hiç şüphesiz, gıda, tohum, otlar, bitkiler, güneş ışığı, temiz hava ve temiz suyun, tıpta bir kez daha merkezi bir yer üstlenmesinin zamanı geldi. Bilimin doğa üzerindeki aydınlatıcı etkisini heyecanla ve merakla beklemeye ve takip etmeye devam ediyoruz.

Kaynaklar:greenmed,healthyholisticliving,na turalsociety

HENÜZ YORUM YOK