ABD ve ÇİN iklim değişikliği konusunda tarihi bir anlaşmaya vardılar

0
719

Dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip olan ve aynı zamanda en fazla sera gazı salan ABD ve Çin kısa bir süre önce iklim değişikliği ile mücadelede oyunun kurallarını değiştiren tarihi bir anlaşmayı açıkladılar. Sürpriz bir duyuru ile, Başkan Obama ve Başkan Xi Jinping sera gazları emisyonu konusunda küresel iklim görüşmelerinde on yıllardır süregelen çıkmazı rahatlatabilecek ciddi azalmalar taahhüt ettiler.

Obama’nın Çin’e yaptığı üç günlük ziyaretin son gününde, Obama ve Xi aşağıdaki vaatlerde bulundular: ABD, karbon emisyonlarını 2025 yılından önce, 2005 yılı seviyelerine göre yüzde 26 ila 28 oranında azaltacak. Bu durum, ABD emisyon kesintilerinin mevcut hızını ikiye katlayarak, 2005-2020 dönemindeki yıllık % 1,2 seviyesinden, 2020-2025 yılları arasındaki yıllık yüzde 2,3 ila 2,8 seviyelerine taşıyacak.

Çin 2030 yılına kadar toplam enerji kullanımının fosil yakıt olmayan kısmını yüzde 20’ye çıkaracak. Çin 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını azaltmada zirveye ulaşacak, karbon salımı konusunda 1 numaralı bu ülke, ilk defa bu tür bir hedef için tarih belirlemeyi kabul etti.

Bu büyük bir karar. Yalnızca gezegenin en büyük karbon dioksit salıcıları tarafından bugüne kadar duyurulan en büyük emisyon kesintilerini müjdelemekle kalmıyor – ki bu bile tek başına iklim değişikliğinde bir etki yaratabilir — aynı zamanda, önümüzdeki yıl Paris’te yapılacak olan Birleş- miş Milletler görüşmelerinde çok daha fazla fırsata kapıları açıyor. Birçok ülke ABD ve Çin tarafından güçlü taahhütler yapılmadıkça kendi CO2 çıktılarını sınırlama konusunda çekimser davranmıştı; ancak Obama ve Xi yeni açıklanan anlaşmanın bu tür savlara bir son verebileceğini söylüyorlar.

Peki Türkiye hangi noktada?

Türkiye’nin sera gazı salımları 1990’dan bu yana yüzde 133,4 oranında arttı. Ancak Ankara şu ana kadar kendisine bağlayıcı ve ölçülebilir bir hedef koymadı.

Kyoto Protokolü’ne yürürlüğe girdikten sonra imza atan ve hedef koymayan Türkiye’nin sürecin içinde yer aldığını düşünürsek, Paris’ten çıkacak yeni bir anlaşmanın dışında kalması zor.

Kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların kullanımının hızla artması, Türkiye’nin Ankara’nın işini zorlaş- tırıyor. Türkiye, kişi başına düşen emisyon miktarı (Yılda 5,9 ton) dünya ortalamasının üstünde. Üstelik artış hızı yavaşlamazsa, Paris’te imzalanması beklenen yeni anlaşmanın yürürlüğe gireceği 2020’de bu rakam 7 tonu geçecek.

Sadece gelişmiş ülkeler değil, geliş- mekte olan ülkeler de sera gazı salımlarını azaltmayı taahhüt ediyor.

23 Eylül’de New York’ta yapılan zirvede 2020’ye dek salımlarını emisyonlarını Endonezya % 26, Malezya ise %40 oranında azaltmayı taahhüt etti. Bu oran Uruguay için ise 2030’a kadar % 85.

Çin’deki kömür santrali!

Çin’in elektriğinin yaklaşık %70’i hala kömürden elde ediliyor, ama bu durum da değişmeye hazır. Beyaz Saray’a göre, ABD için nihai hedef, emisyon kesintilerini 2050 yılına kadar yüzde 80 seviyelerine getirmek. Bunun büyük bir kısmı, enerji verimliliği önlemleri, araç yakıt ekonomisi kuralları ve EPA’nın enerji santrallarından karbon emisyonlarını sınırlama planı dahil olmak üzere, mevcut CO2’yi dizginleme çabalarına dayalı olacak. Ancak, Çin ile varılan anlaşma aynı zamanda aşağıdakileri içeren, yeni bir ortak girişimler paketi sunuyor:

2009 yılında Obama ile Xi’nin selefi Hu Jintao tarafından yaratılan, ABD-Çin Temiz Enerji Araştırma Merkezi’ne (Clean Energy Research Center – CERC) daha fazla yatırım yapılması. Anlaşma CERC’nin yetkisini beş yıl daha uzatıyor, üç mevcut araştırma rotasında (bina verimliliği, temiz araçlar ve gelişmiş kömür teknolojisi) fonunu yenileme ve enerji ve suyun etkileşiminde bir yeni rota lanse etme olanağı sağlıyor.

Çin’de “uygun, güvenli yer altı jeolojik rezervuara tam-ölçekli el koymanın uzun-vadeli, detaylı değerlendirmesini destekleyen” büyük bir karbon zapt etme ve depolama projesinin yaratılması. ABD ve Çin proje için fonlamasını karşılıklı yapacak ve ek dış kaynak da arayacak.

Soğutucularda kullanılan güçlü bir sera gazı olan hidroflorokarbonların azaltılması. Anlaşma, soğutucularda kullanılan güçlü bir sera gazı olan hidroflorokarbonların (HFC) alternatiflerini teşvik etmek ve devlet alımlarını iklim-dostu soğutuculara kaydırmak için harcanan çabalar da dahil olmak üzere, HFC’leri aşamalı olarak azaltmada işbirliğini güçlendirecek.

Her iki ülkedeki şehirlerin düşükkarbonlu ekonomik büyümeyi teşvik etmek üzere politika ve teknolojinin kullanılması konusunda ipuçları paylaşmalarına yardımcı olacak yeni bir girişimin lanse edilmesi. Bu girişim, en iyi uygulamaları sunmak ve yeni hedefler belirlemek üzere, çift taraflı bir “İklim-Dostu/Düşük-Karbonlu Şehirler Zirvesini” başlatacak.

Düşük-karbonlu altyapı ve enerji-verimliliği teknolojileri de dahil olmak üzere, “yeşil ürünlerin” ticaretinin teşvik edilmesi. ABD Ticaret Bakanı Penny Pritzker ve Enerji Bakanı Ernest Moniz önümüzdeki Nisan ayında Çin’e yapılacak olan üç-günlük bir iş geliştirme misyonuna liderlik edecekler.

Akıllı şebeke geliştirmede genişletilmiş işbirliği ve Çin’de “türünün ilk örneği” 380-megawatt’lık yoğunlaştırıcı güneş enerjisi santrali için ABD- Çin ticaret anlaşması gibi, Çin’in verimlilik ve temiz-enerji hedeflerine daha fazla ABD yardımı sağlanması. Her iki ülkenin de taahhütleri önemli bir haber; ancak ülkenin büyük nüfusu ve elektrik için büyük ölçüde kömüre bel bağlaması dikkate alındığında, Çin’in girişimi çok büyük bir önem taşıyor. Beyaz Saraya göre anlaşma, Çin’in 2030 yılına kadar hem yenilenebilir hem de nükleer enerji dahil olmak üzere, sıfır-emisyon elektrik üretimine 800 ila 1.000 gigawatt eklemesini gerektirecek. Bu, Çin’in mevcut kömürle çalışan santrallarının tamamının üretebildiklerinden fazla ve de elektrik üretimi için ABD’nin kapasitesinin tamamına yakın bir oran.

HENÜZ YORUM YOK